
Şöyle derin bir nefes alayım. Ohhh... Hava tertemiz bugün, biraz dışarı çıkabilirim. Baharatçıya uğramam lazım. Tarçın çubukları, kekik, kişnişlerin arasında zaman geçirmek beni neden bu kadar mutlu ediyor?
Baharatçının önünde, çayını göbeğine yerleştirerek yanındakiyle sohbet eden şişman dükkan sahibini görüyorum. Göbeğini masa olarak kullanıyor gibi. Dikkat et düşmesin Arif amca.. Çok keyifli birşeyler anlatıyor yanındakine. Bir çocuk bu iki adama simit getiriyor. Sıcacık taze simitler, çıtır çıtır, bu beni iyice mutlu ediyor. Hoş bir sohbet arasında yenen sıcak simitler, içilen sıcak çaylar benim de içimi ısıtıyor.
Eve elimde tarçın, kimyon , isot, kişniş dolu bir poşetle dönüyorum. Beni tanıyan baharatçının bana önerdiği ve ismini unuttuğum bir bitki karışımı da buna dahil. Bir de aldığım taze sıcacık simitler. Şimdi simitin yanına en çok yakıştırdığım mezeyi hazırlamanın zamanı. Zeytinyağı, zeytin ezmesi, kekik, kimyon, kırmızı biber, salça ve çok az nar ekşisi karışımı. Aslında bu mezeye bile gerek yok simitten tat almam için.
Evet bugün yaşamdan aldığım keyfe biraz da damak keyfimi katıyorum. Güzel bir sohbete dahil ediyorum bu keyfi. İşte hayat sadece bu. Simit ve çay kadar basit, ama mükemmel, hayat; simit ve çay gibi sade yaşanmalı bence. Yaşam böyle bilindik tatları ve sıradan anları mutlu geçirirsen güzel ve anlamlı.